Biri vardı, mutluyduk çok; bir zamanlar. Sonra bir şey oldu, ona her şeyden çok ihtiyacım olduğu bir anda yalnız bıraktı ve gitti. Bittim.
Sonra, geri geldi. Pişman oldu. İnsanlar kaybetmekten, annesini babasını kaybeden bir çocuğun bir daha onları asla bulamamaktan korktuğu gibi korkar ya hani; o da korkmuştu. Çok. Benden bir mesaj bekledi. Beni aylarca bekledi. Ama insan kendisini öylece bırakan birine dönemiyor, bir kez bırakan; bir kez daha bırakıyor çünkü. Dönemedim.
Ve o andan sonra;
onu hep yanımda gördüm. Hep mesajları vardı, hep çağrıları vardı. Hep etrafımdaydı. Canım isterse yazıyor, istemezse kendi hâline bırakıyordum. Bir zamanlar sevdiğim adamdan bu kadar uzaklaşmıştım. Bu kadar uzaklaştırmıştı beni kendinden.
Hani bazen, bazı insanlar olur ya hayatınızda, hep yanınızda olacak ve hep sizi sevecek sanırsınız; işte aynen öyle sanıyordum ben de. Çünkü 1,5 yıl sonra yine buluştuk. Bu 1,5 yıl içinde mesajlar atan ve sizi ne kadar çok sevdiğini söyleyen birini düşünün. Ben zar-zor gittim ya zaten buluşmaya, neyse. O kadar zaman sonra onu görünce, bir şey hissetmese bile tuhaf oluyor insan. Ya da ben bunca zamandır duygularımı kendimden bile gizlemeyi başarmışım. O anı bilenleriniz vardır, içi gider insanın, kalp durur, beyin durur.
Hiçbirşey olmamış gibi durduk 15-20 dakika. Sonra; benden bir şey dememi bekledi. Sustum. Sonra o anlattı, ben dinledim: “Ben seni kaç aydır bekliyorum haberin var mı?! Kaç gece telefondan gözümü ayırmadım, kaç gece bu gece yazarsın diye bekledim, kaç gece rüyalarıma gelirsin diye, rüyamda seni görmekten korktuğum için uyumaktan kaçtım, farkında mısın? Sen bunca zamandır bunlardan zerre haberin olmadan yaşıyorsun. Anlatsam da anlamıyorsun çünkü. Çünkü, affetmiyorsun. Özlemekten mahvoldum. Ben bir kez gördüğüm o gözlerini yıllardır düşünerek ayakta duruyorum Efsun. Seni bir kez daha görebilmekti istediğim, oldu. Ama sen şimdi karşıma geçmiş susuyorsun. Ben, beni zerre düşünmeyen birini aylarca aklımdan çıkarmadım. Sen başkalarıyla gününü gün ederken, seni deli gibi özlemenin ne demek olduğunu bilemezsin. Bir şey söyle bana! Geri dön. Şu an bile titriyorum, görmüyor musun?” dedi ve ben sustum. Gözlerimin içine baktı. Yaptığım tek şey sarılmak oldu ona. Hiçbir şey demeden, sadece sarıldım. Ve o an koptu bütün ipler. O an, durdum. Ve o ağladı. Gözyaşlarını sildim. Ağladı. Hiçbir şey yapamadım.
Sonra, zaman geçti ve bugün, o adam yok. Aklıma her geldiğinde içim eriyor. Karşımda ağlayan o adam yok. Başımı göğsüne koyup da sarıldığımda, o elini yanağıma koyarak beni göğsüne bastıran o adam yok. Yok.
Bir insanı kaybetmeden önce: O nasıl olsa orada bir yerlerdedir hep. İstediğin zaman konuşur, anlatır, dinlersin. Ama bunu hep ertelersin canının istediği zamana, nasıl olsa o orada duruyor ya (!) Sanırım bu dürtüye engel olamıyoruz ve sanki onu hiç kaybetmeyecekmişiz gibi yaşıyoruz. Bir gün gelip de, bir daha gelmemek üzere gittiğinde; bu ertelediklerimiz geliyor aklımıza ve pişmanlık duyuyoruz.
Ben de pişmanım, çok. Ve ben bu yüzden kıymetini, o gittiğinde anladım.
Ne menem, ne boktan bir şey bu.
Birini,
çok sevdiğin birini, sonsuza kadar kaybetme duygusu.
-
kaybedenbenim reblogged this from omletilehamlet and added:
biz yumurta kapıya gelince anlıyoruz
-
murekkepizleri liked this
-
kadrajdamlalari liked this
-
hayatbazencoksonbahar liked this
-
fareboku liked this
-
bokvarcunku liked this
-
mayisruzgari liked this
-
medikalmarihuana liked this
-
oturbikahveic liked this
-
ecemeney liked this
-
kazandibim said:
şu basitmakine deki okuma hızı nasıl bir şey ya
-
kadikoymartisi liked this
-
omletilehamlet posted this
